Homs’ta sokak isimlerinin değiştirilmesine tepki: Ortak hafıza korunmalı
Homs’ta sokak isimlerinin değiştirilmesine tepki gösteren Hanin Halife, “Ulusal ve tarihi sembollerin korunması gelecek nesillere karşı kolektif bir sorumluluktur. Bu semboller, siyasi ya da mezhepsel çatışmalara konu edilmemeli” dedi.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Suriye’nin Homs kentinde bazı sokak isimlerinin değiştirilmesine yönelik karar, kamuoyunda tartışma ve eleştirilere neden oldu. Homs Şehir Konseyi yürütme ofisinin, önde gelen tarihi şahsiyetlerin isimlerini taşıyan bazı sokakların adlarını değiştirme kararı alması, kolektif hafızanın korunması ve kültürel-dini çeşitliliğin kamusal alandaki temsiline ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi. Karara tepki gösteren çevreler, tarihi isimlerin değiştirilmesinin kentlerin çok katmanlı geçmişine zarar verebileceğini savunuyor.
Suriye geçici yönetiminin aldığı kararlar, ülkede geniş çaplı tartışma ve eleştirilere neden olurken, özellikle tarihsel hafıza ve kültürel çeşitliliğin geleceğine ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Kararlara yönelik tepkilerde, tarihin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı ve gelecek nesillere daha tek tip bir anlatının aktarılabileceği endişesi öne çıkıyor. Yetkililerin iktidara gelmelerinden bu yana izledikleri politikaların, Suriye’nin çok katmanlı kültürel ve medeniyet mirasını geri plana itebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Tarihi ve kültürel sembollerin görünürlüğü azaltılıyor
Tarih boyunca farklı medeniyetlerin kesişim noktası olan Suriye kentlerinde atılan bu adımların, yalnızca geçmişe yönelik bir değişiklik olmadığı ifade ediliyor. Tarihi ve kültürel sembollerin kamusal alandaki görünürlüğünü azaltabilecek girişimlerin, günümüz toplumlarının ortak hafızasını ve yüzyıllar boyunca oluşan medeniyet birikimini de etkileyebileceği kaydediliyor.
Tarihi semboller ve isimlerde yapılan değişikliklerin yalnızca idari bir düzenleme olarak değerlendirilmediği, aynı zamanda gelecek kuşakların kolektif hafızası üzerinde doğrudan etkiler yaratabilecek sembolik ve siyasi bir adım olarak görüldüğü belirtiliyor. Özellikle tarihsel kimliği yansıtan isimlerin değiştirilmesinin, kentlerin çok katmanlı geçmişine ilişkin algıyı da etkileyebileceği yönünde tartışmalar sürüyor.
‘Asıl tehlike tarihsel bilinç üzerindeki etkide’
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan aktivist Hanin Halife, asıl tehlikenin tarihsel bilinç üzerindeki uzun vadeli etkilerde yattığını ifade ederek, bazı tarihsel gerçeklerin sonradan yeniden kayıt altına alınsa bile yeni nesiller açısından zamanla sorgulanabilir ya da belirsiz hale gelebileceğine dikkat çekiyor.
‘Yaşanan süreç kamusal hafıza ve toplumsal bilinci şekillendirmeye yönelik’
Hanin Halife, söz konusu adımın yalnızca bir sokak isminin ya da belirli bir ulusal figürün değiştirilmesiyle sınırlı olmadığını, daha geniş kapsamlı bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Hanin Halife, yaşanan sürecin kamusal hafızayı ve toplumsal bilinci yeniden şekillendirmeye yönelik bir yön taşıdığı görüşünü dile getiriyor. Hanin Halife, bu girişimleri Suriye’nin tarihsel anlatısını dönüştürmeye dönük sistematik bir yaklaşım olarak değerlendirdiğini ifade ederken, ülkenin ulusal, dini ve kültürel sembollerinin kamusal görünürlüğünün etkilenebileceği yönünde kaygılarını paylaşıyor.
Suriye’nin tarih boyunca farklı medeniyetleri ve mezhepleri bir araya getiren ortak bir alan olarak bilindiğini dile getiren Hanin Halife, “Ancak mevcut yönetimin gerek eğitim müfredatı üzerinden gerek sokak isimleri ve kamusal sembolleri değiştirerek tekil ve dışlayıcı bir vizyonu dayatmaya çalıştığını düşünüyorum. Sokak adları ve tarihi mekanlara yönelik sık değişiklikler yalnızca geçici idari kararlar değil, siyasi ve ideolojik mesajlar taşıyor. Bunun, katı bir dini söylemi kamusal alanda yerleştirmeyi amaçladığını görüyorum” diyor.
‘Dürzi tarihi silinmeye çalışılıyor’
Hanin Halife, Fransız işgaline karşı Büyük Suriye İsyanı’nın önde gelen liderlerinden biri olan Sultan Paşa el-Atrash’ın adını taşıyan bir sokağın yeniden isimlendirilmesini, Dürzi tarihini silmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriyor. Hanin Halife, “Sultan el-Atrash belirli bir mezhebin sembolü değil, dini aidiyetlerine bakılmaksızın tüm Suriyelileri birleştiren ulusal bir figürdür” sözlerine dikkat çekiyor. Diğer mezhep ve toplulukların kamusal alandaki görünürlüğünü azaltabilecek girişimleri eleştiren Hanin Halife, mevcut söylemin toplumsal ve mezhepsel ayrılıkları onarmak yerine derinleştirdiğine vurgu yapıyor.
Hanin Halife, sözlerinin sonunda şu hususlara dikkat çekiyor:
“Mevcut yönetim tarafından yayımlanan anayasa bildirgesinin, Suriyelilerin demokratik ve sivil bir devlet özlemlerini yansıttığını düşünmüyorum. Aksine, tek bir kişinin gücünü pekiştiren ve cumhurbaşkanına gerçek bir hesap verebilirlik mekanizması olmadan geniş yetkiler tanıyan bir yapı görüyorum. Önerilen anayasa dışlanmayı ve ötekileştirmeyi güçlendiriyor. Ulusal ortaklık ve çoğulculuğa saygıya dayanmayan hiçbir siyasi projenin ülkede gerçek istikrar sağlayamayacağına inanıyorum. Ulusal ve tarihi sembollerin korunması gelecek nesillere karşı kolektif bir sorumluluktur. Bu semboller, siyasi ya da mezhepsel çatışmalara konu edilmemesi gereken ortak bir ulusal hafızayı temsil ediyor. Bu ülkenin tarihsel gücü her zaman çeşitliliğinde ve halkının birliğinde yatmıştır.”