Süveyda’da Kadın Lobisi’ne destek: Amaçları kadınların rolünü zayıflatmak

Suriye Kadın Lobisi’ne yönelik karalama kampanyalarına tepki gösteren Süveydalı kadınlar, kampanyaların kadınların kamusal alandaki rolünü zayıflatmaya yönelik olduğunu belirterek, kadınlar arasındaki dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - Suriye’nin Süveyda kentinde bir grup örgüt ve aktivist, Suriye Kadın Lobisi’ne desteklerini açıklayan bir dayanışma bildirisi yayımladı. Bildiri, dijital medya üzerinden artan cinsiyete dayalı siyasi şiddet ve hak savunucularını hedef alan sistematik karalama kampanyalarına yanıt olarak hazırlandı. Açıklamayı destekleyenler, bu kampanyaların yalnızca bireylere değil, kadınların kamusal alandaki rolünü zayıflatmaya ve siyasi-sosyal katılımlarını sınırlandırmaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası olduğunu vurguladı.

Destekçiler arasında yer alan avukat ve sivil toplum aktivisti Şruk Ebu Zeydan, bu tür hedef göstermelerin kadınlara yönelik şiddetin uzun bir geçmişine dayandığını belirterek, “Bu durum belirli bir coğrafyayla sınırlı değil, kadınlar kamu yaşamına daha fazla dahil oldukça ve diğer kadınların katılımını artırmaya çalıştıkça yoğunlaşan tarihsel bir şiddet biçimi” ifadelerini kullandı.

‘Suriye krizi süreci ve sonrasında kadınlara yönelik yaşanan ihlalleri belgeliyorlar’

Şruk Ebu Zeydan, Kadın Lobi aktivistlerinin yaşadıklarının “kamu ve feminist çalışmalara yönelik bir kara leke” olduğunu belirterek, hedef alınan kadınların, Suriye krizi süreci ve sonrasında kadınlara yönelik yaşanan ihlalleri belgelemek, kadınları desteklemek ve uzman yardımı sağlamak için profesyonel çabalar yürüttüğünü ifade etti. Şruk Ebu Zeydan, bu çalışmaların kıyı bölgelerindeki olaylar ve geçen Temmuz ayında Süveyda kentinde yaşananlar da dahil olmak üzere birçok ihlalin belgelenmesini kapsadığını da sözlerine ekledi.

‘Karalama kampanyası kişisel saldırıya döndü’

Karalama kampanyalarının kişisel saldırıların ötesine geçtiğine dikkat çeken Şruk Ebu Zeydan, kadınların yeteneklerini sınırlamayı, potansiyellerini azaltmayı ve onları çalışmalarından vazgeçirmeyi hedeflediğini açıkladı. Kadınların hedef alınmasının büyük ölçüde etkileri ve görünürlükleriyle bağlantılı olduğunu kaydeden Şruk Ebu Zeydan, kadınların “fark yaratabileceklerini, değişim sağlayabileceklerini, barışın, siyasi yaşamın ve karar alma süreçlerinin inşasında temel ortaklar olduklarını” gösterdikleri için hedef haline geldiklerini ifade etti.

‘Amaç, toplumu onları reddetmeye ve dışlamaya yönlendirmek’

Karalama kampanyalarının genellikle aktivistlerin kişisel yaşamlarına yapıldığını dile getiren Şruk Ebu Zeydan, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadınlar özellikle bu alanda suçlanıyor ve karalanıyor, bu da bazı toplumlardaki etkilerden kaynaklanıyor. Amaç, toplumu onları reddetmeye ve dışlamaya yönlendirmek. Psikolojik ve mesleki açıdan bakıldığında, bu tür kampanyalar bazı kadınların itibarlarının zedelenmesinden korkarak kamusal alandan çekilmesine neden olabiliyor. Bununla birlikte, bu şiddet diğerlerini daha büyük bir kararlılığa da itebiliyor. Tüm bu kışkırtma, sertliğine rağmen, çalışmaya devam etmek için bir teşvik olabilir, çünkü kadınları bu şekilde hedef almak, seslerinin duyulduğunu ve etkilerinin gerçek olduğunu gösterir. Kadınlar bugün barış inşası ve geçiş dönemi adaleti süreçlerinde temel bir sütun oluşturuyor. Bu nedenle çeşitli alanlardaki varlıklarının güçlendirilmesi gerekiyor. Bu zorluklarla mücadelede dayanışma vazgeçilmez bir araçtır.”

Şruk Ebu Zeydan ayrıca, kadın aktivistleri korumaktan sorumlu yetkilileri de eleştirerek, “Özellikle dijital medyada kışkırtma ve iftiranın sona erdirilmesi” çağrısında bulundu.

Kadınlara yönelik şiddetle mücadele için açık bir yasanın çıkarılması gerektiğini kaydeden Şruk Ebu Zeydan, bu yasanın kadınların kamusal hayata katılımını engelleyen bir şiddet biçimi olarak görülen kışkırtma eylemlerine yönelik yaptırımlar da içermesi gerektiğini belirtti.

‘Tekrarlayan bir siyasi şiddet örüntüsünün parçası’

Aktivist Najwa Al-Taweel de, kadın aktivistlerin maruz kaldığı durumun tekrarlayan bir siyasi şiddet örüntüsünün parçası olduğuna dikkat çekerek, kadınların cinsiyete dayalı olarak sürekli itibar hedefli iftira kampanyalarına maruz kaldığını ve bunun en belirgin siyasi şiddet biçimlerinden biri olduğunu ifade etti. Najwa Al-Taweel, Suriye Kadın Lobisi Lobi üyeleri ve diğer aktivistlerin, özellikle cinsel şiddete maruz kalan kadınlara ilişkin hassas konuları takip edip ihlalleri belgelemeleri nedeniyle “çeşitli kurumlar ve bireyler tarafından organize edilen karalama kampanyalarına” hedef olduklarını söyledi.

Najwa Al-Taweel ayrıca, kadınların kamusal alanda erkeklere kıyasla iki kat daha fazla zorlukla karşılaştığını, siyasi görüşlerinin aynı şekilde değerlendirilmediğini, bunun yerine toplumsal kısıtlamalar ve ataerkil düşünce nedeniyle kişisel ve ahlaki düzeyde hedef alındıklarını vurguladı. Kadınlara yönelik siyasi şiddetin, özellikle sivil ve insan hakları alanındaki duruşları belirli siyasi gündemlerle örtüşmediğinde cinsiyetçi bir nitelik kazandığını dile getiren Najwa Al-Taweel, bu tür saldırıların kadınları kamusal alandan dışlamak ve çalışmalarını engellemek için kullanıldığını ifade etti.