NADA: Ateşkes saldırı stratejisinin bir parçası

NADA, Lübnan’a saldırıların planlı ve sistematik olduğunu vurgularken sivillerin hedef alınmasının tesadüf değil, stratejik bir uygulama olduğunu belirtti.

Haber Merkezi – Lübnan’ın başkenti Beyrut ve diğer bazı şehirler, dün akşam savaşın başlangıcından bu yana en şiddetli olarak kabul edilen saldırılara maruz kaldı. Saldırılar yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına yol açarken, altyapıda da geniş çaplı hasara neden oldu.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Demokratik Kadın Koalisyonu (NADA), yaptığı açıklamada, “İsrail güçlerinin Lübnan’a yönelik saldırı dalgasını büyük bir öfkeyle takip ediyoruz. Bu saldırılar, bölgesel savaşın başlangıcından bu yana en şiddetli seviyeye ulaşmış ve yüzlerce şehit ve yaralı bırakan kanlı bir katliama yol açmıştır. Bu varlık, ateşkese barış için bir yol olarak değil, seçici bir manevra olarak yaklaşmakta ve kendi belirlediği cephelerde yeniden ateşi organize etmektedir” ifadelerine yer verdi.

‘Hesaplanmış siyasi bir karar’

Açıklamada, Lübnan’da yaşananların “askeri bir kontrolsüzlük değil, hesaplanmış bir siyasi-askeri karar” olduğu vurgulandı. Netanyahu hükümetinin gerilimi durdurmak istemediği, herhangi bir ateşkesi yalnızca istediği zaman ve yerde bombalama hakkını garanti edecek şekilde kabul ettiği belirtildi.

Açıklamada, Lübnan’a devam eden saldırıların Filistin’de süren soykırım savaşının doğrudan bir uzantısı olduğu ve ABD tarafından desteklenen daha geniş bir Siyonist-Emperyalist projenin parçası olduğu ifade edildi. Bu projenin, bölgeyi zorla yeniden boyunduruk altına almak, halkları ezmek ve devletleri askeri üstünlük ve güvenlik şantajı altında savunmasız hale getirmek amacıyla yürütüldüğü vurgulandı.

Açıklamada “güvenlik” olarak sunulan şeyin aslında bir hakimiyet, genişleme ve talan projesi olduğu belirtildi. Bu projenin sınırının Filistin veya Lübnan ile sınırlı olmadığı da vurgulandı.

Cezasızlık kurumsallaşıyor

Açıklamada ayrıca İsrail’in eylemlerinin yalnızca hakimiyet peşinde koşmak olarak okunamayacağı, bunun uzun süredir ilan edilen bir genişleme planının doğrudan uygulanması olduğu ifade edildi. Bu plan, toprakları yutmayı, halkların iradesini ve devletlerin egemenliğini kırmayı ve yeni nüfuz haritalarını zorla dayatmayı içeriyor. Açıklamada en tehlikeli noktanın, şehirlerde sivillerin hedef alınması olduğu ifade edilerek katliamların açık ve tekrar eden şekilde işlenmesinin artık savaşın cezasızlık kurumlaşmasının bir yansıması haline geldiği ifade edildi. Soykırımın istisnai bir eylem değil, dünyanın gözü önünde ve sessizliği ile işlenen tekrarlayan bir uygulama haline gediği belirtildi.

‘Direniş iradesi kırılmak isteniyor’

Açıklamada, kadınlar, çocuklar ve yerinden edilmiş ailelerin bu saldırılardan ölüm, korku, göç ve yaşam koşullarının yok olmasıyla bedel ödediği vurgulandı ve “Sivil toplumların hedef alınması, halkların direniş iradesini kırmak, direniş potansiyelini dağıtmak ve korku ile dehşeti sürekli bir hakimiyet aracı olarak dayatmak amacıyla bilinçli bir şekilde uygulanıyor” denildi.

‘Kadınlar ve çocukları koruyun’

Açıklamada, hükümetler ve uluslararası örgütler tarafından Lübnan’daki İsrail saldırılarına derhal ve kapsamlı bir şekilde son verilmesi, Ortadoğu’da İsrail’in ateşkese istisna tutulmasını pekiştirecek siyasi veya müzakere yollarının reddedilmesi, sivillere yönelik katliamların uluslararası sorumluluğunun araştırılması ve İsrail’deki liderlerin savaş suçları ve uluslararası hukuk ihlalleri nedeniyle hesap vermesi çağrısı yapıldı. Ayrıca sivillere, özellikle kadınlar ve çocuklara acil koruma sağlanması ve yaralılara ve yerinden edilenlere insani yardım ulaştırılması talep edildi.

‘Baskıyı arttırın’

Açıklamada, ateşkesi parçalı uygulama politikalarının reddedilmesi, bölge halklarının güvenliği ve devletlerin egemenliğinin bölünmez bir bütün olarak ele alınması, Siyonist-Emperyalist projeye ve saldırının normalleştirilmesine karşı baskının artırılması gerektiği vurgulandı. Açıklama “Direnen Lübnan halkına, şehit ve mağdur ailelerine en içten taziyelerimizi sunuyor; bu vahşi saldırıya karşı sivillerle, kadınlar, çocuklar ve yerinden edilen ailelerle tam dayanışma içinde olacağımızı teyit ediyoruz” son buldu.