Rojava’da kadın yönetimi: Eğitimden sağlığa uzanan dönüşüm
Kadınların eğitim kurumları ve sağlık merkezlerindeki yönetim deneyimi, bölgedeki demokratik ve katılımcı yönetim modelinin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
ESMA MUHAMMED
Qamişlo - Rojava’da yaşanan devrim ile birlikte kadınlar yalnızca toplumsal hareketin bir parçası olmadı; aynı zamanda toplum kurumlarının yeniden inşasında temel bir unsur haline geldi. Katılım, adalet ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulu yeni bir yapı oluşturulurken kadınların rolü belirleyici oldu.
Siyasi ve toplumsal kavramların yeniden şekillendiği bu süreçte kadınların eğitim ve sağlık alanlarındaki varlığı, katılımcı yönetim anlayışının yalnızca teorik bir slogan değil, sahada uygulanan günlük bir pratik olduğunu gösterdi. Eğitim ve sağlık sektörlerindeki kadın yönetim deneyimi bugün kadın haklarının yeni Suriye anayasasında garanti edilmesini talep eden gerçekçi bir anayasal modelin hatları oluşuyor. Bu deneyim, on beş yıllık kurumsal ve saha çalışmalarının birikimine dayanıyor.
Dili korumaktan bilinç inşa etmeye
Rojava Devrimi’nin başlamasıyla kadınların rolü yalnızca siyasi ve toplumsal faaliyetlerle sınırlı kalmadı; aynı zamanda kültürel kimliğin korunması ve anadilin savunulmasını da kapsadı. Bölge, siyasi dönüşümlere eşlik eden bir “dil devrimi” yaşadı. Bu süreçte Kürtçe eğitim müfredatına dahil edildi ve çocukların anadillerinde eğitim görme hakkı güvence altına alındı. Bu durum, uzun yıllar süren dışlanma ve marjinalleştirmenin ardından gerçekleşti.
Qamişlo kentindeki Eğitim ve Öğretim Konseyi üyesi Husine Ali, kadınların bu dönüşümün yerleşmesinde merkezi bir rol oynadığını belirtti. Öğretmenlerin ve eğitimcilerin zorluklara rağmen anadilde eğitimi sürdürme sorumluluğunu üstlendiğini ifade eden Husine Ali, kadınların yalnızca öğretmenlik yapmadığını; aynı zamanda müfredat hazırlama, eğitim programları geliştirme ve dil öğretim merkezleri kurma çalışmalarına da katıldığını söyledi. Husine Ali, “Bu çalışmalar, kültürel kimliği ve tarihsel mirası konusunda bilinçli bir neslin yetişmesine katkı sağladı” dedi.
Husine Ali ayrıca eşbaşkanlık sisteminin kadınlara eğitim politikalarının belirlenmesinde gerçek bir karar alma rolü verdiğini ve bunun eğitim kurumlarının yönetimi ile politikalarına olumlu yansıdığını belirterek, “Kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığı sembolik değil” ifadelerini kullandı.
Kadınların eğitim alanından dışlanmasının toplumun yarısının yeni nesillerin bilinç inşasındaki rolünden mahrum bırakılması anlamına geldiğini söyleyen Husine Ali, yeni hazırlanacak herhangi bir Suriye anayasasının kadın haklarını tanıması ve 15 yıldır Kürtçe verilen eğitim müfredatını kalıcı bir eğitim deneyimi olarak güvence altına alması gerektiğini vurguladı.
Husine Ali, kadınların okullarda ve eğitim merkezlerinde yürüttükleri çalışmaların yalnızca bilgi aktarmayı değil; öğrencilerin bilincine demokrasi ve eşitlik değerlerini yerleştirmeyi hedeflediğini de kaydetti. Kadınların çoğulcu ve eşitlikçi bir toplumun inşasında temel bir ortak olduğunu ifade etti.
Eğitim alanındaki kadın varlığının insani bir boyut ve yeni nesillere karşı daha güçlü bir sorumluluk duygusu kazandırdığını dile getiren Husine Ali, bunun öğrencilerin bağımsız düşünme ve toplumsal hayata aktif katılım becerilerinin gelişmesine katkı sağladığına dikkat çekti. Husine Ali, kadınların müfredat ve eğitim yöntemlerinin geliştirilmesine yaptığı katkıların, öğrenciler arasında eşit yurttaşlık anlayışının yerleşmesine yardımcı olduğunu da ekledi.
Husine Ali, “Modern ve demokratik bir devlet kurma projesi, kadınların eğitimde ve bilinç inşasında oynadığı rol tanınmadan tamamlanamaz. Kadınların bu alandaki kazanımlarını korumak, adalet ve eşitlik sürecinin devamı için temel bir güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık alanında kadınların rolü
Sağlık sektöründe de kadın yönetimi, profesyonel yeterlilik ile insani yaklaşımı bir araya getiren önemli bir deneyim olarak öne çıktı.
Qamişlo’daki diyaliz merkezinin yöneticisi Maysa Matar, kadınların sağlık merkezlerinin yönetiminde açık bir başarı gösterdiğini belirtti. Özellikle yüksek hassasiyet ve hastalarla doğrudan insani iletişim gerektiren alanlarda kadınların önemli bir rol oynadığını ifade eden Maysa Matar, kadın yöneticilerin bulunduğu merkezlerde temizlik, düzen ve sağlık personeli ile hastalar arasındaki koordinasyonun daha güçlü olduğunu söyledi.
“Kadınların yönettiği bir ortamda hastalar, kararlılık ile merhametin birleştiği bir atmosferde kendilerini daha rahat hissediyor” diyen Maysa Matar, toplumun kadınların yönetici olmasına karşı çıkmadığını, aksine bu deneyimin geniş destek gördüğünü vurguladı. Bu durumun kadınların öncülük rolüne ilişkin toplumsal bakışın giderek değiştiğini gösterdiğini ifade etti.
Maysa Matar’a göre gerçek bir demokratik ve katılımcı toplum, kadınların karar alma mekanizmalarında etkili ve aktif bir şekilde yer alması olmadan mümkün değil. Kadınların yalnızca sembolik temsille sınırlı kalmayıp politika oluşturma, planlama ve kritik kararların alınmasında da yer alması gerektiğini vurguladı.
Kadınların yönetime katılmasının kurumsal çalışmalarda şeffaflığı artırdığını ve sorumlulukların dengeli dağılımını güçlendirdiğini belirten Maysa Matar, bunun da toplum için sunulan hizmetlerin kalitesini olumlu yönde etkilediğini söyledi.
Maysa Matar, Rojava’daki sağlık deneyiminin kadınların kurumları yüksek verimlilikle yönetebildiğini, çalışma mekanizmalarını geliştirebildiğini ve sağlık sektöründeki günlük sorunlara yenilikçi çözümler üretebildiğini gösterdiğini ifade etti. Maysa Matar, “Kadın yönetimi idari kararlılık ile insani yaklaşımı bir araya getirme becerisini sergiledi” diye belirtti.
Maysa Matar sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Sağlık alanında elde edilen bu deneyim, kadınların yalnızca destekleyici bir ortak değil; farklı alanlarda yaratıcı ve geliştirici bir liderlik gücü olduğunu kanıtlıyor. Bu rolün kalıcı hale getirilmesi ve güçlendirilmesi, tüm bireylerin eşit ortaklığına dayalı adil ve demokratik bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biridir.”