'Sudan ekonomisinin yeniden inşası zaman alacak'
Sudan’da ekonomik krizin çatışmalarla derinleştiğini belirten Hibe Muhammed Nur, Sudan’ın toparlanması için üretimin yeniden canlandırılması, istihdamın artırılması ve yurttaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
MERVAT ABDÜLKADİR
Sudan- Sudan’daki ekonomik kriz artık haber bültenlerinde yer alan enflasyon ve döviz kuru rakamlarından ibaret değil, günlük yaşamın acımasız gerçeklerine dönüşmüş durumda. Aylardır alışveriş listesinden eti çıkaran bir anne, çalışabilmek için eğitimini bırakan bir üniversite öğrencisi ve makineleri çalınıp ürünü yakıldığı için toprağını ekemeyen bir çiftçi... Milyonlarca Sudanlı, ülkeyi yıpratan ve ekonomisini yakın tarihin en ağır krizlerinden birine sürükleyen savaşın gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ekonominin kalbi Hartum’dan tarımsal ve hayvansal üretimin önde gelen bölgeleri Darfur, Kordofan ve Cezire’ye, çatışmalar sırasında önemli bir idari ve ekonomik merkeze dönüşen Port Sudan’a kadar aynı tablo yaşanıyor: Değer kaybeden para birimi, yükselen fiyatlar ve yurttaşların tek başına mücadele etmek zorunda kaldığı bir kriz.
‘En zor dönem içinde bulunduğumuz savaş ekonomisi’
Afrika’nın yüzölçümü bakımından üçüncü büyük ülkesi olan Sudan’ın bu noktaya nasıl geldiğini değerlendiren ekonomi uzmanı ve akademisyen Hibe Muhammed Nur, ekonomik sorunların çatışmalarla derinleştiğini belirterek, “Sudan ekonomisi uzun yıllar boyunca birçok aşamadan ve krizden geçti. Ancak en zorlu dönem, bugün içinde bulunduğumuz savaş ekonomisidir. Siyasi ve güvenlik alanlarında istikrar olmadığı için ekonomik istikrar da yok. Çünkü ekonomik istikrarın temeli güvenlik ve siyasi istikrara dayanır” dedi.
‘Kriz yeni başlamadı’
Krizin çatışmalarla başlamadığını, ekonomiyi şoklar karşısında kırılgan hale getiren yapısal sorunların daha önceden mevcut olduğunu dile getiren Hibe Muhammed Nur, üretimin zayıflaması ve ihracatın ithalata kıyasla gerilemesine dikkat çekti. Hibe Muhammed Nur, “Sudan, ihraç ettiğinden daha fazlasını ithal ediyor. İhracatımız büyük ölçüde geriledi ve dolayısıyla gelirlerimiz de azaldı. Çünkü ihtiyaçlarımızı karşılayacak yeterli üretimimiz yok. Günümüzde dolaşımda olan rakamlar, geniş bölgelerin kontrol dışına çıkması, istatistik kurumlarının faaliyetlerinin durması ve veri toplamanın zorlaşması nedeniyle tamamen doğru olmayabilir. Ancak krizin boyutunu ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
‘Döviz kuru daha da kötüleşti’
Yoksulluk oranlarının büyük ölçüde arttığını kaydeden Hibe Muhammed Nur, kamu gelirlerinin gerilediğini, enflasyonun ise yüksek ve dalgalı seviyelerde kalmaya devam ettiğini dile getirdi. Hibe Muhammed Nur, “Bütün bunlar yurttaşların yaşamını doğrudan etkiledi. Çöküşün en tehlikeli belirtilerinden biri döviz kurundaki kötüleşmedir. Bu durumu yapısal bir bozulma olarak değerlendiriyorum. Sorun şu ki, Sudan Merkez Bankası’nın para piyasasını kontrol etmesi gerekiyor. Ancak çatışmalar ve üretimin olmaması nedeniyle paralel piyasa sorunu ortaya çıktı ve bu piyasa döviz kurunun belirlenmesinde büyük ölçüde etkili hale geldi” ifadelerinde bulundu.
Hibe Muhammed Nur, Sudan lirasının dolar karşısında keskin değer kaybı yaşadığını ve resmi kur ile paralel piyasa kuru arasındaki farkın giderek açıldığını belirterek, çatışmalardan önce yüzlerce lira seviyesinde olan dolar kurunun sonraki dönemlerde binlerce liraya ulaştığına dikkat çekti. Hibe Muhammed Nur, “Buğday ve akaryakıt ithal edebilmek için dövize ihtiyacımız var. Bunlar, yurttaşların maliyet artışından en çok etkilendiği temel ihtiyaçların başında geliyor. Gelirlerin azaldığı ve ihracatın zayıfladığı bir dönemde banka dövizi nereden bulacak? Bu nedenle vergi ve gümrüklerden elde edilen mevcut kaynaklara dayanmak zorunda kalıyor. Dövizdeki yetersizlik ise paralel piyasada dolar üzerindeki baskıyı artırıyor” diye belirtti.
‘Tarımsal ve hayvansal üretim zarar gördü’
Sudan’ın çatışmalar nedeniyle tarımsal ve hayvansal üretim kapasitesinin büyük bölümünü kaybettiğini aktaran Hibe Muhammed Nur, özellikle Darfur, Kordofan ve Cezire’deki başlıca üretim bölgelerinin çatışmalar, yerinden edilme, mülklerin yağmalanması ve tedarik zincirlerinin aksaması nedeniyle büyük zarar gördüğünü dile getirdi. Tarımsal ve hayvansal ürünlerin taşınması ve pazarlanmasındaki zorluklardan da etkilendiğini sözlerine ekleyen Hibe Muhammed Nur, kaçakçılık faaliyetlerinin ve sınır ötesi ticaret güzergahlarındaki değişikliklerin ülkeyi ihracat gelirlerinin bir bölümünden mahrum bıraktığını kaydetti.
Dünya pazarlarında talep gören ve Sudan’ın en önemli döviz kazandıran ürünlerinden biri olan arap zamkının üretim ve pazarlamasının da çatışmalardan etkilendiğine dikkat çeken Hibe Muhammed Nur, üretim kuşağının Sudan’ın birçok bölgesine yayıldığını, bu bölgelerin bazılarında güvenlik sorunları yaşandığını ve ticaret hareketliliğinin durduğunu belirtti. Ülkenin en önemli tarım projelerinden biri olan Cezire Projesi’nin altyapısının da zarar gördüğünü, pamuk ve diğer ürünlerin üretim faaliyetlerinin gerilediğini ifade eden Hibe Muhammed Nur, altın üretim bölgelerinin de etkilendiğini ve bunun devletin döviz kaynaklarına yansıdığını söyledi.
‘Bütçe büyük bir baskı altında’
Hibe Muhammed Nur, bu dönemde kamu harcamalarının önündeki temel sorunun, kamu gelirlerinin gerilediği ve güvenlik ile askeri harcamaların arttığı koşullarda çatışmaların gereklilikleri ile yurttaşların temel ihtiyaçları arasında denge kurmanın zorluğu olduğunu belirtti. Bu durumun hizmetler ve üretim sektörleri üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Hibe Muhammed Nur, “Herhangi bir yurttaşa yaşadığı kentin kurtarılması mı yoksa yiyecek ve içeceğinin karşılanması mı arasında seçim yapması söylense kentinin kurtarılmasını seçer. Hartum ve Vad Medeni sakinlerinin çoğu, evlerini kaybettikten sonra geri dönebilmek için yaşadıkları bölgelerin kurtarılmasını bekliyordu. Bütçe büyük bir baskı altında. Çatışmaların gereklilikleri ile gıda, sağlık, eğitim ve altyapının yeniden inşası ihtiyaçları birbiriyle yarışıyor” dedi.
‘Bazı bölgelerde kıtlık yaşanıyor’
Hibe Muhammed Nur, Sudan’ın çok sayıda doğal kaynağa sahip olmasına rağmen ülkenin bazı bölgelerinde kıtlık yaşandığını belirterek, IPC raporlarında özellikle Darfur ve Kordofan’ın bazı bölgelerinde gıda güvensizliğinin felaket düzeyine ulaştığının belgelendiğini söyledi. Hibe Muhammed Nur, “Tablo karanlık olsa da Sudan, gıda krizini aşmasına yardımcı olabilecek tarımsal ve su kaynaklarına sahip. Ancak bu kaynaklardan yararlanabilmek için güvenliğin sağlanması, yakıt, makineler ve tarımsal girdilerin temin edilmesi, ayrıca üretim ve ticaret hareketliliğinin kolaylaştırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘Ekonomiyi inşa etmek zaman alacak’
Sudan ekonomisinin iyileştirilmesinin uzun süreceğini ve kısa vadede mümkün olmadığının altını çizen, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çatışma sonrası ekonominin yeniden inşası için kurumların ve altyapının yeniden kurulması, üretim ve ticari faaliyetlerin canlandırılması, finans ve bankacılık sisteminin reformdan geçirilmesi gerekiyor. Sorun gelip giden hükümetler değil, hükümetlerin izlediği politikalardır. Ekonominin iyileştirilmesi için yalnızca kağıt üzerinde kalan sözler yeterli değil, kararlılık, irade, şeffaflık ve açık, mantıklı bir vizyon gerekiyor. Toparlanma yolu zor ve uzun olacak ancak imkansız değil. Üretimin yeniden canlandırılması, istihdam olanaklarının sağlanması ve yurttaşların yaşam standartlarının iyileştirilmesi, çatışmaların etkilerini aşabilecek bir Sudan ekonomisi inşa etmenin gerçek temelleridir.”