Petrol zengini Suriye'de derinleşen yoksulluk
Zengin petrol rezervlerine rağmen akaryakıt, tüp gaz ve temel tüketim ürünlerine peş peşe gelen zamlar, Suriye'de hayat pahalılığını daha da artırdı. Ekonomik vaatler karşılık bulmazken, artan yaşam maliyetleri protestoları da beraberinde getirdi.
SİLVA EL İBRAHİM
Haber Merkezi – Zengin yer altı kaynakları ile peş peşe yaşanan ekonomik krizler arasında sıkışan Suriye ekonomisi, akaryakıt ürünlerindeki kıtlık ve yüksek fiyatlar nedeniyle ağır bir sınav veriyor. Ülkenin doğal kaynaklarına ilişkin ekonomik kalkınma vaatleri, ekonomi yönetimindeki yetersizlikler nedeniyle hayata geçirilemezken, Suriyeliler her geçen gün daha da ağırlaşan yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalıyor.
Bugün Suriye, siyasi anlaşmalar ve yeni idari yapılanmalar ile günlük yaşamın gerçekleri arasında derin bir çelişki yaşıyor. Bir yanda imzalanan anlaşmalar ve yeniden şekillenen yönetim haritaları, diğer yanda ise akaryakıt istasyonlarında uzayan kuyruklar ve değerlendirilemeyen ekonomik fırsatlar bulunuyor. Bu nedenle ülkedeki temel sorun artık yalnızca siyasi uzlaşıların sağlanması değil, bu uzlaşıların halkın en temel sorusuna yanıt verip veremeyeceği: Ülkenin zenginlikleri nereye gidiyor?
Yer altındaki belgelenmiş petrol rezervleri ile iç piyasada döviz kuruna endekslenerek belirlenen akaryakıt fiyatları arasındaki uçurum ise, Suriyelilerin yaşamını doğrudan etkileyen yapısal bir ekonomik krizin ve derinleşen hizmet sorunlarının en belirgin göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kurtuluş vaatlerinden çöküş gerçeğine: Suriye'nin karmaşık tablosu
Suriye'de cihatçı Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) yönetimi devralmasının ardından, savaşın sona erdirileceği, uluslararası tecridin aşılacağı, devlet kurumlarının yeniden inşa edileceği ve yatırımların önünün açılarak ekonomik ve güvenlik alanında istikrarın sağlanacağı yönünde iddialı vaatlerde bulunuldu.
Ancak aradan geçen bir buçuk yılın ardından bu beklentilerin yerini bambaşka bir tablo aldı. Yaptırımların önemli ölçüde hafiflemesine, Arap ve Batılı ülkelerin Şam yönetimiyle yeniden temas kurmasına ve uluslararası ile Körfez ülkelerinden çeşitli desteklerin sağlanmasına rağmen, halkın yaşam koşulları benzeri görülmemiş ölçüde kötüleşti. Bu durum, Suriyeliler arasında ekonomik gerilemenin nedenlerine ilişkin ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
Bugün kriz, birçok alanda kendini gösteriyor. Yoksulluk hızla yaygınlaşırken orta sınıf neredeyse tamamen ortadan kalktı. Geniş toplum kesimleri yoksulluk sınırının altına düşerken, gıda, ilaç ve yakıt temini milyonlarca kişi için günlük bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.
Ekonomik çöküş de derinleşiyor. Piyasalarda fiyatlar her gün artarken maaşlar bu artışın çok gerisinde kalıyor. Buna güvenlik ve idari alandaki zafiyetler de ekleniyor. Cinayet, kaçırma ve hırsızlık olaylarında artış yaşanırken, hükümet ekonomi yönetimindeki yetersizlik, kamu yönetimindeki zaaflar ve ideolojik yaklaşımın devlet kurumları üzerindeki etkisi nedeniyle eleştiriliyor. Hükümetin ne piyasaları denetleyebildiği ne de yurttaşların güvenliğini sağlayabildiği yönündeki eleştiriler giderek artıyor.
Bu ağır tablo, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı'nın (WFP) ortak raporuna da yansıdı. Raporda Suriye, dünyada açlığın en ağır yaşandığı 13 ülkeden biri olarak gösterilirken, önümüzdeki aylarda ülkedeki gıda güvenliğinin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunuldu.

Petrol zengini Suriye, akaryakıta erişimde en büyük sıkıntıyı yaşayan ülkelerden biri
Suriye'nin sahip olduğu ağır ekonomik tablo, ülkenin zengin petrol ve enerji kaynaklarına rağmen yaşanıyor. Yaklaşık 2.5 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervine sahip olan ülke, buna karşın akaryakıt krizinin en ağır hissedildiği ülkelerden biri haline geldi.
Petrol zenginliğinin ekonomik refaha dönüşmesi beklenirken, Suriyeliler bugün ısınma yakıtı, tüp gaz ve benzine ulaşmakta büyük zorluk yaşıyor. Yakıt temini, milyonlarca kişi için günlük yaşamın en temel sorunlarından biri haline gelmiş durumda.
Bu tablo, geçen 7 Mayıs’ta Suriye Petrol Şirketi'nin akaryakıt fiyatlarına yaptığı zamla daha da ağırlaştı. Yeni tarifeyle motorinin ilk kademesinin litre fiyatı yaklaşık yüzde 17.3 artırılarak 0.75 dolardan 0.88 dolara yükseltildi.
Aynı dönemde 90 oktan benzinin litre fiyatı yaklaşık yüzde 29.4 artışla 0.85 dolardan, 1.10 dolara, 95 oktan benzinin litre fiyatı ise yüzde 26.4 yükselerek 0.91 dolardan 1.15 dolara çıkarıldı.
Zamlar yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmadı. Ev tipi tüp gazın fiyatı yaklaşık yüzde 19 artarak 10.5 dolardan 12.5 dolara, sanayi tipi tüp gazın fiyatı ise aynı oranda yükselerek 16.8 dolardan 20 dolara çıktı. Bu artışlar, Suriye lirasındaki değer kaybının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Dolar kuru yaklaşık 14 bin 230 Suriye lirası alış, 14 bin 300 Suriye lirası satış seviyesinde seyrederken, dövize endeksli fiyatlandırma halkın alım gücü üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Buna karşın uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının daha sonra gerilemesi, Suriye'deki akaryakıt fiyatlarına yansımadı. Fiyatlar yüksek seviyelerini korurken, daha önce zamların gerekçesi olarak gösterilen küresel piyasa dalgalanmaları bu kez dikkate alınmadı. Bu durum, ülkedeki akaryakıt fiyatlarının artık yalnızca uluslararası arz-talep dengesiyle değil, iç ekonomik ve mali politikalarla belirlendiğine işaret ediyor.
Uzmanlara göre hükümetin akaryakıt desteklerini kademeli olarak kaldırma politikası, bütçe açığını kapatma çabası ve 2011'den bu yana bakım görmeyen petrol sahalarının onarımı için uluslararası şirketlerle yapılan anlaşmaların finansman ihtiyacı, fiyatların yüksek tutulmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
Bu tablo, 29 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren ekonomik anlaşmanın ardından daha da dikkat çekici hale geldi. Söz konusu anlaşma kapsamında başta Rimêlan ve Süveyda petrol sahaları olmak üzere stratejik petrol ve doğal gaz tesislerinin yönetimi merkezi olarak Enerji Bakanlığı'na devredildi. Ancak halk arasında büyüyen akaryakıt krizi, yeniden devlet kontrolüne geçen bu enerji kaynaklarının yaşam koşullarını iyileştirmek yerine ekonomik yükü hafifletmekte yetersiz kaldığı yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.
Akaryakıt zamlarının Suriye halkına yansıması ağır oldu
Akaryakıt fiyatlarındaki sert artış, Suriye'de günlük yaşamın hemen her alanını olumsuz etkiledi. Motorin ve benzinin üretim, tarım ve taşımacılığın temel girdileri arasında yer alması nedeniyle zamlar, başta ekmek ve sebze olmak üzere temel gıda ürünlerinin fiyatlarına doğrudan yansıdı. Böylece halkın alım gücü daha da gerilerken, enflasyon baskısı derinleşti.
Zamlarla birlikte toplu ulaşım ücretleri de yükseldi. Minibüs (servis) ücretlerine yüzde 20'ye varan zam yapılırken, yolcular artan ulaşım maliyetlerinden şikâyet etti. Araç sahipleri ise yapılan zamların, yakıt ve bakım giderlerini karşılamaya yetmediğini dile getirdi.
Enerji ve temel hizmetlerde yaşanan kriz de daha ağır bir boyut kazandı. Özel jeneratör işletmecileri (amper sistemi) abonelik ücretlerini artırırken, bazı bölgelerde elektrik verme sürelerini azalttı. Ev tipi tüp gazın 12.5 dolara, sanayi tipi tüp gazın ise 20 dolara yükselmesi nedeniyle birçok aile temel yemek ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaya başladı.
Motorin fiyatlarındaki artış, içme suyu taşıyan tankerlerin maliyetlerini de yükseltirken, ısınma yakıtına erişimi daha da güçleştirdi. Böylece akaryakıt krizi, yalnızca ulaşım ve enerji alanını değil, su temini ve ısınma gibi temel yaşam ihtiyaçlarını da doğrudan etkileyen çok yönlü bir ekonomik krize dönüştü.
Süregelen hayat pahalılığı ve fiyatlardaki keskin artış, halkın tepkisinin büyümesine neden oldu. Suriye'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen protestolarda yollar kapatıldı, lastikler yakıldı ve yakıt krizine kalıcı çözüm bulunması talep edildi.
Bugün Suriyeliler, bir yanda hükümetin ertelenen ekonomik vaatleri, diğer yanda ise giderek ağırlaşan yaşam koşulları arasında sıkışmış durumda. Ulusal kaynakların merkezi yönetim altında toplanması ve ekonomik entegrasyon kararlarının refah getireceği yönündeki beklentiler, sahadaki gelişmelerle karşılık bulmadı.
Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları gerilerken bunun iç piyasaya yansımaması, buna karşın temel gıda ve yakıt fiyatlarının döviz üzerinden belirlenmeye devam etmesi, gelir düzeyi zaten düşen halk üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırıyor. Bu durumun, gelir dağılımındaki eşitsizliği büyütmesi ve yoksulluğu daha da derinleştirmesi bekleniyor.
Uzmanlara göre, Suriye'nin sahip olduğu doğal kaynakların halkın yaşamına olumlu yansıması; enerji sektörüne yönelik yatırımların ve yeniden yapılandırma projelerinin somut sonuçlar üretmesine, piyasaların denetlenmesine, ücretlerin iyileştirilmesine ve ülke kaynaklarının adil biçimde yönetilmesine bağlı. Aksi halde, yer altı zenginliklerine rağmen milyonlarca Suriyelinin geçim mücadelesi sürmeye devam edecek.
