Her şey sokak hayvanları için

Ezgi Sarımeşe, kazak örerek geliri ile sokak hayvanlarının veterinerlik masraflarını karşılamaya çalışıyor. Ezgi, “Pandemiden dolayı insanların çalışamıyor olması hayvanların daha az yaralandığı veyahut daha az hasta olduğu anlamına gelmiyor. Vegan olmam beni hayvanların yaşadığı olumsuzluklara karşı ayaklandırmaya itti.” diyor. 
ÖZGÜR KAYA
İzmir- Ezgi Sarımeşe, Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi. Eğitimine akademik alanda devam etmek istiyor. Hayvanlarla ilgilenmeyi ve hayvanlar için bir şeyler yapabilmeyi çok seviyor. Ezgi ile bir araya geldik ve pandemi döneminde evde kazak örerek geliri ile sokak hayvanlarının veterinerlik masraflarını karşılama fikrinin nasıl geliştiğini, vegan olmanın yaşamını nasıl değiştirdiğini konuştuk.
Yedi yaşından beri örgü örüyor
Ezgi 7 yaşındayken altı ay kadar köyde babaannesiyle yaşıyor. Pek arkadaşı olmadığı için çok sıkılıyor. Babaannesinden kendisine örgü öğretmesini istiyor. Bir süre, küçük küçük zincir çekerek oyalanmaya çalışıyor. Sonra köyde herkese el bezi örecek kadar ilerliyor. Bir dönem örgü örmeyi bırakıyor. Çok beğendiği bir ip olduğunda alıp daha sonra değerlendirmek için kenara koyuyor. 
Pandemiden çok etkilenen Ezgi, depresyona girince o dönem örgü tutkusu onu harekete geçiriyor ve müthiş bir motivasyon kaynağı oluyor. Örgü tutkusunun tekrar harekete geçmesi Ezgi’ nin sokak hayvanları için ayaklanmasını da sağlıyor. Gelin Ezgi ‘nin ağzından dinleyelim:
“Biliyorsunuz ki mağazalarda istediğimiz bir modeli almamız pek mümkün değil. Her şey uç fiyatlarda. Ben de satın almak yerine kendim yapmaya başladım. Birkaç kazak ördüm kendime. Sonra araya pandemi girdi. Pandemide nerede giyeceğim? Zaten okula gitmiyoruz. Sosyalleşecek herhangi bir alan yok. Sonra kız kardeşim dedi ki ‘Acaba bunları satsak mı? Zaten veteriner borçlarımız dağ gibi oldu. Üç beş bir şey gelse veteriner borçlarımızı kapatırız’ deyince ben de harekete geçtim.”
“Pandemiden dolayı kermes yapamıyoruz”
Pandemide çoğu yer kapandığı için Ezgi’nin çevresinde çalışan arkadaşları azalıyor. Artık bağış toplayamaz oluyor. “Pandemiden dolayı insanların çalışamıyor olması hayvanların daha az yaralandığı veyahut daha az hasta olduğu anlamına gelmiyor” diyen Ezgi, bağış toplayamadıkları için bir şeyler yapmak zorunda olduğunu hissediyor.  Pandemiden önce Büyükpark’ ta kermes açtıklarını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bize bağışlanan kıyafetleri kermeste satıp veteriner borçlarımızı kapatıyorduk. Ama şu an pandemiden dolayı kermes yapamıyoruz. Baktık evde de bir sürü kazak birikti. Satmak için bir instagram hesabı açtım. Daha sonrasında ördüğüm kazakların satışını yapmaya başladım. Yeni siparişler geldi. Benim için kazak örmek meditasyon gibi. Hem meditasyon yapıyorum hem de ördüğüm şeyler artık bir sirkülasyona uğramaya başladı. Çok güzel dönüşler alıyorum. Bazı ip firmaları ip bağışlamaya başladı. İhraç fazlası ürünleri firmalar üç beş liraya satmak yerine ‘Sana vereyim en azından güzel bir yere gitsin’ diyorlar. İp veren firmalarımızla şöyle bir şey de yapıyoruz. Sekiz top ip verdilerse iki topuyla da bir sokak çocuğuna kazak örüyoruz. Sürekli gördüğümüz, karton toplayan çocuklar var. Fazladan elimde ip olduğunda onlara da kazak örüyorum. Ben sadece onlar için aracı olmuş oluyorum. Sosyal medyadan da çok güzel dönüşler oldu. ‘Benim de gemi yapmaya, bileklik yapmaya... yeteneğim var ama bunu satıp sokak hayvanları için ya da sokak çocukları için bir şeyler yapmak aklıma gelmemişti’ gibi.”
“Bir şey yapmalı diye kız kardeşimle birden ayaklandık”
On beş yıldır hayvanlarla iç içe yaşayan Ezgi, çocukluğunun belli bir dönemini köyde geçirmiş. Vejetaryen bir dönemi olan Ezgi’nin, vegan olması yaklaşık üç yıl öncesine dayanıyor. Vegan olduktan sonra daha fazla araştırmak, okumak bir takım konularda vizyonunu artırmış. Ezgi, eğer etik vegan gibi bir durumunuz varsa hassasiyetlerinde ekstra artmış olduğunu vurguluyor.  Vegan olduktan sonra işin endüstriyel kısmından tutun hayvan üreticiliğine kadar hepsini içine nüfus ettiğini söylüyor. Kamuoyuna bildirilmeyen haberlerin, çoğu insanın bilmediği kendilerinin bir şekilde içinde olduğu gruplar veyahut sosyal medya aracılığı ile haberdar olduklarını belirtiyor ve sözlerine şunları ekliyor:
“Örneğin, çok zorda kalmış bir hayvan var. Birinin gidip onu oradan alması gerekiyor. Alması için arabaya benzin atılması lazım. Bunun için paraya ihtiyaç olacak. Hayvan oradan alındı veterinere götürüldü,  veterinerde tedavi masrafı olacak. Tedaviden sonra tabii ki hayvan sokağa atılmayacak. Pansiyonda kalacak yuva bulunana kadar. Pansiyon masrafı ve daha pek çok şey. Vegan olduktan sonra bunların içinde daha çok bulunmaya başladım. Bunlarda beni ayaklandırmaya itti. Bir şey yapmalı diye kız kardeşimle birden ayaklanınca eşyalarımızı satmaya başladık. Kıyafetlerimize bakıyorduk. Ben bunu en son ne zaman giydim? Bir yıl önce giydim. Giyinilir vaziyette. Hem bunu almak isteyen ama alamayan insanlarda da bir sirkülasyon olacaktı hem de parası hayvanlara gidecekti. Fayda sağlayan sadece hayvanlar olmayacaktı. Onu almak isteyip alamayan arkadaşlarımız iki ya da üç kullanımla o ürüne ulaşmış olacaklardı. Böyle bir sirkülasyon izledik.” 
Ezgi bu gibi eylemlerin çoğaltılabileceğini ve sürekliliğinin sağlanabileceğini düşünüyor. Bunu denize atılmış bir taş gibi düşünüyor. Birden büyüyecek bir şey değil. Halka halka, yavaş yavaş büyüyecek bir dokunuş olarak görüyor. Belki bu haberi okuyacak birisine ilham olacağını, onun bir başkasına söyleyeceğinden bahsediyor. Kendisinden İzmir içi yardım isteyen olursa seve seve yardım etmek istiyor. İzmir dışında online da yardımcı olabileceğini dile getiriyor.